Genel bakış

Diş ve ağız hastalıkları; diş sert dokularını, pulpayı, diş etini ve periodonsiyumu, oral mukozayı, dili, tükürük bezlerini ve çene kemiklerini ilgilendiren geniş bir alanı kapsar. Çocuk hekimi bu sorunların çoğuyla ilk karşılaşan hekimdir: süt dişlerinin sürmesi, beslenme alışkanlıkları, ağız içi lezyonlar, travmalar ve ağız bulgusu veren sistemik hastalıklar rutin muayenenin parçasıdır. Diş çürüğü, çocuklarda en sık görülen önlenebilir kronik ağız hastalığıdır ve ağrı ile diş kaybının en yaygın nedenidir. Şiddetli çürük yalnızca ağızla sınırlı kalmaz; iştahsızlık, uyku bozukluğu, çiğneme güçlüğü, malnütrisyon ve gelişme geriliğine, nadiren de sepsise yol açabilir.

Ağız bölgesi travmaları da sıktır: dişlerde travma çocukların yaklaşık %2’sini etkiler ve 0–6 yaş grubunda ağız yaralanmaları tüm vücut yaralanmaları içinde ikinci sıradadır. Fiziksel istismara uğramış çocukların yaklaşık yarısında ağız veya yüz travması bulunduğundan, açıklanamayan ağız yaralanmalarında istismar ve ihmal her zaman akla gelmelidir. Alan ayrıca natal dişler, kistler ve tümörler gibi yenidoğana özgü durumlardan ergenlikteki perikoronite kadar tüm yaş gruplarına yayılır.

Ana hastalık grupları

Diş çürüğü ve pulpa-periapikal hastalıklar. Çürük, plak bakterilerinin diyet karbonhidratlarını fermente ederek ürettiği asitlerin diş sert dokularını yıkmasıyla oluşur. 6 yaş altında süt dişlerinde görülen agresif formu erken çocukluk çağı çürüğüdür; S. mutans, sık şeker tüketimi, gece biberon/emzirme ve mine defektleri katkıda bulunur. Tipik olarak diş eti kenarında beyaz dekalsifikasyon alanlarıyla başlar, üst keserleri tutar, alt keserler genellikle korunur. Tedavi edilmeyen çürük pulpaya ilerler: geri dönüşümlü pulpitis uyarana bağlı ağrı verirken, geri dönüşümsüz pulpitis çocuğu uykudan uyandıran spontan ağrıyla seyreder. Nekrotik dişten gelişen akut apikal abse orofasiyal selülite ilerleyebilir; kronik apikal abse ise genellikle ağrısızdır ve bukkal dokulardan pürülan drenaj verir.

Diş eti ve periodontal hastalıklar. Dental plağa bağlı gingivitis, ataşman kaybı olmadan diş etinin geri dönüşümlü iltihabıdır; çocuk ve ergenlerde yaygındır ve periodontitis için ön koşuldur. Çürük, ağız solunumu, çapraşıklık, hormonal değişiklikler ve tip 1 diyabet predispozan etkenlerdir. Nekrotizan ülseratif gingivitis ise konak yanıtı bozukluğunda gelişir; interdental papillada krater benzeri çöküntü, ağız kokusu, ateş ve lenfadenopati tipiktir ve yetersiz beslenen çocuklarda hızlı doku yıkımıyla yaşamı tehdit edebilir. Erken başlangıçlı periodontitis, sistemik hastalığın ilk ipucu olabilir: Papillon-Lefevre sendromu (palmoplantar keratoderma ile birlikte) ve lökosit adezyon defekti nötrofil işlev bozukluğuyla ilişkilidir. İlaca bağlı diş eti büyümesi fenitoin, valproat, kalsiyum kanal blokörleri ve siklosporinle görülür ve oluşumu için plak gerekir.

Oral mukoza ve dil lezyonları. Herpetik gingivostomatit HSV-1’in neden olduğu, çoğunlukla 6 yaş altında görülen, 7–10 günde iz bırakmadan iyileşen akut enfeksiyondur. Rekürren aftöz stomatit ise yaygın diş eti eritemi ve sistemik toksik belirti olmadan tekrarlayan sığ ülserlerle ayrılır. Candida stomatiti sık ve genellikle hafiftir; emziren annenin meme ucu da tedavi edilmelidir. Seyrek görülen streptokokal gingivostomatit yaygın eritemle karakterizedir. Angular keilit, coğrafik dil, siyah kıllı dil, Fordyce granülleri ve oral amalgam dövmesi çoğunlukla zararsız, tedavi gerektirmeyen ya da basit önlemlerle düzelen durumlardır. Pigmente lezyonlarda melanotik nevüs düşünülür; damakta ise eksizyonel biyopsi önerilir.

Tükürük bezi hastalıkları. Akut parotit taş veya mukus tıkacıyla başlayıp S. aureus ve anaeroblarla şiddetlenir. Rekürren parotit, kabakulaktan sonra çocuklarda ikinci sık tükürük bezi inflamasyonudur ve çoğunlukla tek taraflı, tekrarlayan ağrılı şişlikle gelir. Obstrüktif sialodenit kanal darlığı veya taşa bağlıdır. Kserostomi Sjögren sendromu, endokrin, nörolojik ve metabolik nedenlerle gelişir ve oral kandidiyazise zemin hazırlar. Mukosel ve ranula tükürük bezi kaynaklı kistik lezyonlardır.

Kistler ve tümörler. Dentigeröz kist, çocuklarda çenede en sık odontojenik kisttir ve gömülü dişle ilişkili radyolüsensi olarak saptanır. Odontojenik keratokist agresif davranışlıdır ve nevoid bazal hücreli karsinom sendromunda çoklu olabilir; kalsifiye odontojenik kist odontomalarla ilişkilidir. Nonodontojenik çene kistleri histopatolojiyle tanınır. Oral fibrom kronik travmaya bağlı benign bir nodüldür. Çenelerde agresif ve malign lezyonlar (Langerhans hücreli histiyositoz, Ewing sarkomu, osteosarkom gibi) çok nadirdir ancak hızlı büyüyen kitle ve sistemik belirtilerle gelir.

Orofasiyal travma. Diş yaralanmaları; mine çatlağı, kron kırıkları, pulpanın açığa çıktığı mine-dentin-pulpa kron kırığı, kron-kök kırığı ve kök kırığı gibi sert doku yaralanmaları ile sarsıntı, gevşeme, ekstrüzyon, lateral lüksasyon, intrüzyon ve avülsiyon gibi destek doku yaralanmalarını içerir. Süt dişlerinde çevre dokuların esnekliği ve kısa kök boyu nedeniyle hasar daha çok çevre dokulardadır. Yumuşak doku travmaları (dudak ve dil laserasyonu, kontüzyon, abrazyon) ile alveolar kırık, mandibula kırığı ve Le Fort kırıkları (I, II, III) da bu gruptadır.

Oklüzyon bozuklukları ve kötü alışkanlıklar. Maloklüzyon Angle sınıflamasıyla Sınıf 1 (çapraşıklık), Sınıf 2 (alt çene geriliği, üst kesici çıkıntısı) ve Sınıf 3 (alt çenenin önde konumlanması) olarak ayrılır. Açık kapanış, derin kapanış ve çapraz kapanış dikey ve yatay düzlem bozukluklarıdır. Parmak emme, atipik yutma ve ağızdan solunum ön açık kapanış, arka çapraz kapanış ve yüksek kemerli damağa yol açabilir. Bruksizm stres, uyku bozuklukları ve reflüyle ilişkili olabilir; sabah çene kası ağrısı ve atipik diş aşınmasıyla kendini gösterir.

Temel semptom ve bulgulardan tanıya

Diş ağrısının niteliği tanıyı yönlendirir: yalnızca uyaranla ortaya çıkan ağrı geri dönüşümlü pulpitisi, uykudan uyandıran spontan ağrı geri dönüşümsüz pulpitisi, şiddetli ve kalıcı ağrıyla birlikte yüz şişliği ise apikal abse ve selüliti düşündürür. Diş eti kanaması çoğunlukla plak gingivitisine bağlıdır; ateş, ağız kokusu ve papilla kraterleri eşlik ediyorsa nekrotizan gingivitis düşünülür. Erken yaşta diş mobilitesi ve kemik kaybı, nötrofil işlev bozukluklarını araştırmayı gerektirir. Beslenme güçlüğü süt çocuğunda stomatit, Riga-Fede sendromu veya konjenital epulisin; ağız kuruluğu kserostominin ipucudur.

Başvuru yakınması / bulgu Düşünülmesi gerekenler Ayırt ettiren ipucu
Uyarana bağlı diş ağrısı Geri dönüşümlü pulpitis Uyaran kalkınca geçer
Spontan, gece uyandıran ağrı Geri dönüşümsüz pulpitis, apikal abse Perküsyon hassasiyeti, lenfadenopati, yüz şişliği
Diş eti kanaması, kızarıklık Plak gingivitisi Sondalamada kanama, ataşman kaybı yok
Ateş, ağız kokusu, diş eti ülseri Nekrotizan ülseratif gingivitis Papillada krater, halsizlik
Yaygın ağrılı oral ülserler, beslenmeme Herpetik gingivostomatit, stomatit Küçük yaş, yaygın diş eti tutulumu
Tekrarlayan sığ ülserler Rekürren aftöz stomatit Diş eti eritemi ve sistemik bulgu yok
Parotis şişliği Akut parotit, rekürren parotit, obstrüktif sialodenit Hassasiyet ve ateş; tekrarlama; tıkanıklık
Erken diş kaybı, mobilite Papillon-Lefevre, lökosit adezyon defekti, akrodini Palmoplantar keratoderma; tekrarlayan enfeksiyon
Yenidoğanda ağız içi kitle/kist Konjenital epulis, dental lamina kisti, Epstein incileri Saplı loblu kitle; alveol kretinde küçük kistler
Sabah çene ağrısı, diş aşınması Bruksizm Gece diş sıkma

Alarm bulguları ve acil durumlar